Tiroit nodülleri ülkemizde giderek artıyor! 35 Yaşından Sonra Herkes Ultrason Başına
Aynadaki Gizli Tehlike: Kadınlarda 4 Kat Fazla Görülen Tiroit Nodüllerine Dikkat!
Boyun bölgesinde sessizce büyüyen ve uzun yıllar hiçbir belirti vermeyen tiroit nodülleri, Türkiye’de ve dünyada her geçen gün daha fazla kişiyi tehdit ediyor. Yetişkin nüfusun neredeyse yarısında saptanan bu nodüller, özellikle kadınlarda hormonal faktörler nedeniyle çok daha sık görülüyor. Uzmanlar, "İyi huylu" denilerek geçiştirilen nodüllerin bile zamanla nefes darlığından ses kısıklığına kadar ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtirken, gelişen teknoloji sayesinde artık ömür boyu ilaç bağımlılığını bitiren ameliyatsız yöntemlerin ön plana çıktığını müjdeliyor.
Yutkunurken Takılma Hissi mi Var? Sebebi Yıllarca Sessizce Büyüyen Tiroit Nodülü Olabilir
Tiroit bezinin içerisinde gelişen ve çevre dokulardan farklı bir yapıda kümelenen tiroit nodülleri, günümüzde yetişkin nüfusun yüzde 30 ila 50'sini etkileyen kitlesel bir sağlık sorunu haline geldi. Çoğunlukla iyi huylu olan bu yapılar, özellikle son yıllarda ultrason cihazlarının yaygınlaşması, hatalı beslenme alışkanlıkları ve otoimmün hastalıklardaki artış nedeniyle 20'li ve 30'lu yaşlardaki gençlerde de sıkça görülmeye başlandı.
Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, tiroit nodüllerinin arkasındaki risk faktörlerini ve tıp dünyasındaki en son tedavi yaklaşımlarını paylaştı.
Her 3 Kadından Birinde Nodül Var
Tiroit nodüllerinin oluşumunda genetik yatkınlık, ilerleyen yaş, sigara kullanımı, boyun bölgesinin radyasyona maruz kalması ve Hashimoto gibi otoimmün hastalıklar önemli rol oynuyor. Ancak en yaygın ve önlenebilir nedenlerin başında yıllarca süren iyot eksikliği geliyor.
Hastalığın cinsiyet dağılımında ise kadınlar aleyhine çok ciddi bir uçurum bulunuyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, tiroit nodüllerinin kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık 4 kat daha fazla görüldüğünü ortaya koyuyor. Prof. Dr. Melih Kara, bu çarpıcı durumun nedenlerini şu şekilde açıklıyor:
"Ultrason taramalarında neredeyse her 3 kadından birinde, hatta bazı hasta serilerinde her iki kadından birinde nodüle rastlıyoruz. Bunun başlıca sebebi hormonal etkilerdir. Özellikle östrojen hormonunun tiroit dokusu üzerindeki uyarıcı etkisi, gebelik süreçleri ve otoimmün tiroit hastalıklarının kadınlarda daha sık yaşanması nodül oluşumunu doğrudan tetikliyor."
Belirtiler Baş gösterdiğinde Gecikmeyin
Tiroit nodülleri genellikle uzun yıllar boyunca hiçbir şikayete yol açmadan sessizce büyüyor ve hastalar bu durumu çoğunlukla başka bir rahatsızlık için yapılan tetkikler sırasında tesadüfen öğreniyor. Ancak nodül hacmi büyüdükçe çevre dokulara baskı yapmaya başlıyor.
Nodüllerin klinik olarak kendini belli etme aşamaları ve vücutta yarattığı deformasyonlar şu şekilde gelişiyor:
Boyunda gözle görülür bir şişlik ya da elle dokunulduğunda fark edilen sert kitleler oluşuyor. Hasta günlük hayatında yutkunurken boğazında sürekli bir takılma, baskı veya dolgunluk hissi yaşamaya başlıyor. Nodülün nefes borusuna baskı yapması özellikle büyük boyutlu oluşumlarda nefes darlığına, ses tellerini besleyen sinirlere dokunması ise kalıcı veya geçici ses kısıklığına yol açıyor.
Eğer nodül aşırı miktarda tiroit hormonu üretiyorsa, hastada hipertiroidi kaynaklı çarpıntı, ani kilo kaybı, aşırı terleme ve sinirlilik halleri baş gösteriyor. Prof. Dr. Melih Kara, hastaların çok az bir kısmında görülen hızlı büyüme, aşırı sertlik ve boyundaki lenf bezlerinin şişmesi gibi bulguların ise kanser riski açısından çok sıkı takip edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
35 Yaş Sonrası Gizli Muayene Şart
Tiroit nodüllerinde başarıya ulaşmanın anahtarı erken tanı ve doğru risk analizinden geçiyor. Erken dönemde yakalanan riskli yapılar, hastanın yaşam konforu bozulmadan kontrol altına alınabiliyor. Ailesinde tiroit geçmişi olanların, iyot eksikliği bulunan bölgelerde yaşayanların çok daha dikkatli olması gerekiyor. Prof. Dr. Melih Kara, hiçbir şikayeti ya da yakınması olmayan bireylerin bile 35 yaşını geçtikten sonra hayatlarında en az bir kez tiroit muayenesi yaptırmasını ve ultrason değerlendirmesinden geçmesini tavsiye ediyor.
Ömür Boyu İlaç Bağımlılığını Bitiren "Ablasyon" Çağı
Geçmiş yıllarda baskı yaratan veya estetik kaygı oluşturan iyi huylu tiroit nodüllerinde tek seçenek cerrahi operasyonken, günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte ameliyatsız tedavi yöntemleri tıp dünyasında yeni bir çığır açtı. Biyopsiyle iyi huylu olduğu kanıtlanmış ancak büyümeye devam eden nodüllerde artık "ablasyon" yöntemi ilk sırada tercih ediliyor.
Radyofrekans, mikrodalga ve lazer ablasyon gibi alt kolları bulunan bu modern yöntem, ultrason eşliğinde ve sadece lokal anestezi altında uygulanıyor. Ortalama 20 ila 45 dakika süren işlemde, ince bir iğne elektrot vasıtasıyla doğrudan nodülün merkezine kontrollü ısı enerjisi verilerek nodülün kendi kendine küçülerek yok olması sağlanıyor.
Klasik ameliyatlarda tiroit bezinin bir kısmı ya da tamamı alındığı için hastalar ömür boyu dışarıdan sentetik hormon ilacı kullanmak zorunda kalıyordu. Ameliyatsız ablasyon yönteminde ise sadece hedef alınan nodül yok edildiği için sağlam tiroit dokusu tamamen korunuyor. Böylece hastaların ömür boyu ilaç kullanma zorunluluğu ya tamamen ortadan kalkıyor ya da minimum seviyeye iniyor. Boyunda hiçbir cerrahi kesi izinin kalmaması, genel anestezi risklerinin olmaması ve hastaların aynı gün evine dönerek ertesi gün sosyal yaşamına devam edebilmesi, bu yöntemi cerrahinin en güçlü alternatifi haline getiriyor.
Gönderen: haber
Sağlık

